Çevre ve Kısırlık

İnsanların çocuk yapma yeteneği olan fertilite önceleri yalnızca kadınlara mal edilmiştir. Oysaki erkekler kısır çiftlerin yalnızca %40'ından sorumlu gibi görünmekteyse de kısırlığın bir diğer %30-40'ına da katkıda bulunmaktadır.

Şüphesiz bir çiftin gebe kalma yeteneğini veya isteğini etkileyen birçok çevresel faktörler söz konusu olabilir. Kadınlar ve veya eşleri çocuk sahibi olmayı erteleyebilir, bu durum ileriki yıllarda kısırlık problemleri olarak karşılarına çıkabilir. Korunma yöntemlerinin günümüzdeki yaygın kullanımı ve kabul görmesi, yardımcı üreme tekniklerinin giderek gelişmesi ve başarı oranlarında artış, çiftlerin istemli gebelik sonlandırmalara karşı tutumlarının değişmesi, cinsel yolla bulaşan hastalıkların oranı ve kadınların eğitimi ile işgücündeki rolleri , çevreden bağımsız olarak kısırlığı etkileyen faktörlerdir.

Üreme sağlığı birçok faktörün etkileşiminden etkilenir. Bunlar arasında yaş,genetik, yaşam tarzı alışkanlıkları, üreme sistemi enfeksiyonları, beslenme, stres, bağımlılıklar ve ilaç kullanımı bulunmaktadır.

Bazı kimyasalların insan kısırlığı üzerindeki etkilerine ilişkin verilerin halen yetersiz olmasına rağmen, çevredeki kimyasalların farklı şekillerle kısırlığı etkilediği bilim adamlarınca sık sık gündeme gelmektedir. Çoğu kimyasal ajanın , temasın çocukluk çağında gerçekleşmesi durumunda insan kısırlığını etkilediği kanıtlanmıştır. Bunlar ağır metaller, kurşun,cıva, ahşab koruyucular, pestisitler, dezenfeksiyon ürünleri, klorlu kimyasallar, boyalar, vernikler, DDT, baskı mürekkepleri, seyrelticiler, plastik yumuşatıcıları, sigara kullanımı olarak günlük yaşamda karşımıza çıkar.

Bunların birçoğu erkekte spermlerin kalitesinde azalma  ve hormon değişimlerine yol açarken, kadında adet düzensizliği, hormon bozukluğu, erken menopoza, kısırlığa,kromozomal bozukluklara (rahim anormallikleri)  ve gebelik kayıplarına yol açabilir.

Yetişkinlik çağındaki kimyasal temaslar geçici olmaya eğilimli değişikliklere neden olmaktadır. Temas süresinin uzaması sperm sayısında ve kalitesinde geçici veya kalıcı değişikliklere sebep olabilir.Temasın sona ermesi durumunda normal sperm üretimi devam edebilir. Hava kirliliğinin de semen kalitesinde azalma ile ilişkili olduğu gözlenmiştir.

Ne yazık ki vücut yükümüzün bir çoğunu (kimyasallar) on yıllarca bedenimizde kalacak olan geçmişteki ajanlardan temizlemek mümkün değil. Sakınılacak olan iş yeri ajanları çok daha yüksek olabilir. İşçiler, özellikle de gebe kalmaya çalışanlar, çalıştıkları ajanların üreme sağlığına ilişkin riskleri hakkında bilgilendirir.