Çocuk İsteği ve Cinsellik

Çocuk isteği olan çiftlerin çocuk sahibi olabilmeleri için, kadının doğurgan döneminde (yumurtlama döneminde) düzenli ilişkiye girmeleri esastır. Gebelik oluşmadığında genelde kadının yumurtlama zamanının takibi söz konusu oluyor. Bu durum gün hatta saatlere uygun şekilde cinsel birleşme gerektiriyor ve çocuksuzluk uzadıkça cinsellik, amaca ulaşmak için yapılan sıkıcı, tatsız yegane zorunluluk haline gelir. Tedavi süresinde, yine programlanmış günler ve saatler önemli oluyor, yumurta toplama ve sperm verme gibi. Transfer sonrası da cinsellik  yasaklanıyor. Gebelik  olursa bazen korkudan yine perhize devam ediliyor. Negatif sonuç almak, bazen gebeliğin düşükle sonlanması sonrası tıbbi işlemler, kanamalar yine cinsel hayatı duygusal anlamda zorlaştırabiliyor.

Kısırlığa sebep olabilecek cinsellik nedenlerini araştırırken kadın ve erkeği ayrı ayrı ele almak gerekmektedir.

Kadınlarda karşılaşılan en yaygın problemler disparone (ağrılı ilişki) ve vaginismus (hiç ilişkiye girememe) halidir. Ağrılı ilişki nedenlerini sıklıkla vajinel enfeksiyon, vajinel kuruluk, vajinel anomali hali, endomeetriozis, yumurtalık kistleri , eski epizyotomi kesisi ve psikolojik nedenler olarak sıralayabiliriz.

Vaginismus ise kadının vajenini saran kasların istemsiz kasılarak ilişkiye izin vermemesi ile karakterizedir. Vajinel kaslardaki kramp hali, vajenin daralması ile penisin penetrasyonunu tümüyle engelleyerek, normal ilişkiye müsade etmez. Çoğu kadının normal jinekolojik muayenesi de mümkün değildir. Ancak %25'i muayene olabilir, bunlarda tanıda esas öyküdür. Bu kadınlar anatomik olarak normaldir .Vajinismus tanısının altında sıklıkla psikolojik nedenler (koit fobisi, travma, cinsel taciz, yetişme tarzı, anlayışsız-haşin partner) yatabilir. Psikolojik nedenlere bağlı vaginismus psikoterapi ve psikoanaliz yolu ile çözülebilir bir problemdir.

Kısırlık olgularında duyguların gerginliği, cinsel disfonksiyonu, hem hasta hem de partneri için daha zor hale sokar.

Erkekte karşılaşılan problemler ise yaşla, patolojik (hastalıklı) durumla ilgili veya psikolojik olabilir. Sıklıkla ereksiyon (sertleşme) veya ejakulasyon, erken boşalma  problemleri söz konusudur.

Ayrıca infertilite tedavisi esnasındaki çiftlerin zamanlanmış, programlanmış koit (cinsellik) durumu da çiftleri cinsellikten uzaklaştırabilir. İnfertilite ile ilişkili stresin evlilik çatışmalarına, cinsel ilişki sıklığında azalmaya ve bir kadın/erkek olarak "yetersizlik" algısına neden olduğu ileri sürülmektedir (Monga ve ark. 2004).

İnfertilite tedavisi gören çiftlerin sürekli ovulasyon ve menstrüel döngü hakkında uyanık olmak zorunda kalmaları ve cinselliğin "üreme" amacından kurtulamaması, "fertil" zamanların dışındaki zamanlarda, cinsel eylemlerin, özellikle kadın eşler için "anlamsız" hale gelmesine neden olabilir. Kadın cinselliği çevresel faktörlerden daha fazla etkilenmektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda, infertilite sorunu yaşayan çiftlerde cinsel fonksiyon ve yaşam kalitesinde erkeklere oranla infertil kadınlarda daha belirgin azalmalar olduğu söylenebilir.