Erkekte Cinsel Disfonksiyon

Kadının partneriyle ilgili sorunların aynı zamanda kadın için de sorun arzedeceği  unutulmamalıdır. Yaklaşık her üç kişiden birinin cinsel yaşamının herhangi bir döneminde en az bir cinsel işlev bozukluğu yaşadığı düşünülür. Cinsel işlev bozukluklarının kökeninde çeşitli bedensel rahatsızlıklar olabildiği gibi, psikolojik ve psikososyal nedenler bunlarla birlikte görülebilmekte veya fiziksel rahatsızlığın söz konusu olmadığı durumlarda, cinsel işlev bozukluğunu oluşturan ve sürdüren nedenler olabilmektedir.

Cinsel işlevleri olumsuz yönde etkileyen tıbbi nedenlerin bazıları, hipertansiyon, kalp yetmezliği gibi çeşitli kalp damar ve dolaşım sistemi hastalıkları, kronik böbrek yetmezliği gibi renal ve ürolojik hastalıklar, diyabet, tiroid bezi gibi hormon sistemi hastalıkları, beslenme bozuklukları ve çeşitli sinir sistemi hastalıklarıdır.

Psikolojik faktörler, kültürel ve toplumsal yaklaşımların etkisi,  cinselliğin yasaklandığı, tabu olarak algılandığı, cinsel eğitimin olmadığı, kadınların baskılandığı,kadın-erkek rollerinin hakim olduğu, muhafazakar toplumlarda çeşitli cinsel işlev bozukluklarının görülme oranı daha yüksektir.

Psikolojik nedenlerden bazıları, çekingen karakterde olmak, cinsel eğitimsizlik ve cinsel deneyim eksikliği, yanlış inanışlar, tabular, kadın/ erkek rollerine dair yanlış inanışlar, keskin dini ve ahlak kuralları, görücü usulü evlilikler, cinsel negatif deneyimler ve travmalar, baskıcı bir aile yapısı, eşcinsel duygu yapısına rağmen evlilikler sayılabilir.

 

Davranışsal Bozukluklar

Cinsel heyecan olmaması, genel anlamda cinsel isteksizliktir. İstek bozuklukları ana şikayet olabileceği gibi, diğer cinsel problemlerin içine gizlenmiş de olabilir. Hipoaktif cinsel bozukluk, stres kaynaklı da olabildiği gibi, tıbbi durum ve tedaviye de bağlı olabilir.

Cinsel nefret durumu ise, tıbbi bir neden olmadan çiftler arası cinsellikten tiksinmek ve nefret etmek durumudur. Cinsel hiperaktivite de heriki partnere zarar verici boyutlarda olabilen davranış bozukluğudur. Bu bozukluklar tıbbi tedavi  veya hastalıklar ile ortaya çıkabildiği gibi, ayrıca kişinin iç dünyası veya kişiler arası olaylar sonucu da ortaya çıkabilir.

İstek bozuklukları tedavisinde  jinekoloğun görevi,  konunun  tanımlanması, organik problemlerin doğrulanması amaçlı bir ürolog ile çalışmaktır. Tıbbi tedavilerin değerlendirilmesi  sonrası cinsel terapiste de yönlendirilebilir.

Erken Boşalma (Prematür Ejekülasyon)                                                                             

Sürekli veya yineleyici bir biçimde, kısa süreli bir cinsel uyarılma ile ve kişinin istemesinden önce, boşalmanın olmasıdır. Dünya üzerinde görülme sıklığı %20 ile %30 arasında değişmektedir.

Erken boşalma, erkeğin boşalma refleksi üzerinde kontrolü olmaması demektir. Tanı konulurken, erkeğin yaşı, cinsel eş ya da durumunun yeni olması, son zamanlardaki cinsel etkinliğinin sıklığı gibi etkenler göz önünde bulundurulmalıdır. Başka bir deyişle, belirleyici faktör, boşalma öncesinde geçen süreden ziyade, kontrolsüz boşalmadır. Psikolojik nedenlere bağlı olabileceği gibi cinsel deneyimsizlik, kaygılı, telaşlı kişilik, edilgenlik gibi psikolojik nedenler ağırlıklıdır. Bu bozukluk ilk cinsel deneyimden itibaren görülüyorsa, psikolojik nedenlere bağlı olma olasılığı yüksektir. En doğru yaklaşım erkeğin boşalma zamanının çift için tatminkar olup olmadığını değerlendirmek ve geçici olup olmadığı sorgulanmaktır.

Uyarılma (Ereksiyon) Bozukluğu

Cinsel istek olduğu halde işlevsel (fiziksel) sorunlar nedenli uyarılamama ve orgazm yaşayamamayı içerir.

Bu kişilerde, sorunun fiziksel bir hastalığa bağlı olma olasılığı çok düşüktür. En sık gözlenen psikolojik nedenlerden biri, cinsel ilişkinin bir "performans" olarak görülmesi ve buna bağlı başarısızlık korkusu ve kaygıdır. Erektil işlev bozukluğu, ilk cinsel etkinlikten beri görülüyorsa, çoğu kez fiziksel bir hastalığa bağlıdır. Buna neden olabilecek fiziksel hastalıklar sıklıkla çeşitli damar hastalıkları, şeker hastalığı ve yüksek tansiyondur. Erkeklerde görülen en yaygın iki cinsel işlev bozukluğundan biridir. Yetişkin erkek nüfusunda bu bozukluğun görülme oranı, %10-20 arasındadır. 60 yaş üzerindeki erkeklerde bu oran, %50'ye yükselmektedir.

Geç Boşalma / Boşalamama:

Cinsel etkinlikte yeterli süre ve uyarılma olmasına rağmen, orgazm gecikir veya gerçekleşmez. Erkekte orgazm bozuklukları üç farklı biçimde kendini gösterir: Geç boşalma, zevk almaksızın boşalma, doyumsuzluk. Genel toplumda görülme sıklığı %5 ve altındadır.

Cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde, eğer sorun sadece organik nedenlere bağlı ise tıbbi tedavi yöntemleri sonuç verir. Psikolojik nedenlere bağlı bozukluklarda sadece cinsel terapi veya uzun süreli psikoanalitik psikoterapi yapılabilir.