Gebelikte madde bağımlılığı

Gebelikte madde bağımlılığı tüm dünyada giderek artmaktadır. ACOG'a (American College of Obstetricians and Gynecologists) göre (1994), gebe kadınların %10'unda madde bağımlılığı problemi vardır.

Uyuşturucu maddelerin bir kısmı tedavi amacıyla kullanılırken, bazıları ise sadece keyif verici veya uyarıcı etkileri sebebiyle kullanılmaktadır. Bağımlılık yapan çeşitli maddeler arasında en sık kullanılan sigara ve alkoldür. Diğerlerini ise eroin, afyon, morfin, esrar, barbituratlar ve sakinleştiriciler, kokain, solunum yolu ile çekilenler, LSD ve PCP gibi hayal gördürücü maddeler olarak sıralayabiliriz.

Tüm bu kullanılan maddeler gebeliklerde yaşanan komplikasyonları artırdığı gibi, doğan bebeklerde mental ve fiziksel hasarlara da yol açar. Bağımlı gebeler özellikli kontrol altında tutulmalıdırlar.

En sık bağımlılık olarak karşımıza çıkan sigara kullanımı, anne karnındaki bebekte gelişme geriliğine, erken doğum veya düşüğe, düşük doğum ağırlıklı olmasına ve ani bebek ölümüne sebebiyet verebilir. Uzun vadede de fiziksel ve zihinsel gelişimini engelleyebilir. Anneleri sigara kullanan fetuslar doğum sonrası daha sık enfeksiyona maruz kalırlar, bağışıklıkları daha düşüktür. Doğum sonrası akciğer problemleri (astım, bronşit) olabilir. Anne karnında yoğun karbonmonoksit gazına maruz kalan bebekler okul çağlarında öğrenme güçlüğü çekebilirler. Nikotin kuvvetli bir damar sıkıştırıcı(vazokonstriksiyon) olarak rahimi besleyen kan damarlarının daralmasına ve rahimi, dolaylı olarak bebeği besleyen kan akımının azalmasına neden olur. Kemiklerde kemik kaybı artar, B12 ve C vitamini azalır. Tüm bunlar sigaranın gebelik üzerine olan kanıtlanmış yan etkileridir. Sigara içen annelerin sütü daha az olur.

 

Gebelikte Alkol Kullanımı


Gebelik döneminde alkol tüketiminden kaçınmak gerekir. Alkol kadınların vücudundan daha uzun sürede atılır. Alkol doğumsal anomalilere (özürlere) neden olur.

Fötal Alkol Sendromu gebelikte az veya çok miktarda da olsa tüm bebeklerde görülebilir. Düşük doğum ağırlığı ve gelişme geriliği, yüz ve kulak deformasyonları, yarık damak ve yarık dudak, sinir sistemi fonksiyon bozukluğu, zeka geriliği, diş gelişiminde problemler, iskelet sistemine ait bozukluklar, kalp, karaciğer ve üreme sistemine ait problemler görülür.
Davranış bozukluğu, hiperaktivite ve okulda başarısızlık da sık rastlanan bulgulardır. Fazla miktarda alkol alan kadınların bebeklerinde nöral tüp defektleri (sırtı açık bebekler) ve kromozomal anomalilere de rastlamak mümkün. Gebelikten önce alkol alımını tamamen kesmek en doğru yaklaşım olur.

Bütün uyuşturucuların en büyük zararı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir.
Kişiyi normal yaşamdan uzaklaştırırlar ve davranış bozukluğu sergiler. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Bunlar delilik hali, bunama, şuur kaybı, uykusuzluk (sayıklama, saçmalama) hallüsinasyonlar (hayal görme, işitme), zeka ve hafıza kayıpları olarak karşımıza çıkar.

Genel olarak tüm bağımlılık yapan maddeler anne adaylarında erken doğum riskini arttırır (3-7 kat) ve enfeksiyon hastalıklarına yakalanma olasılığı artar( hepatit, Aids, tüberküloz).