Menopoz Belirtileri

Menopoz başlangıcında aşırı ve düzensiz kanamalar sıklıkla görülebilir. Son adetini görmeden önce yumurtalıklar progesteron üretimini yavaşlatır. Adetler düzensizleşir, östrojen yapımı yavaşlar. Gece terlemeleri, sıcak basmaları, gerginlik ve halsizlik hissi baş gösterir. Dikkat dağınıklığı ve unutkanlık artar. Östrojen eksikliği, bir süre sonra vajinanın kurumasına yol açar. Vajina kuruluğu ya da tıp dilinde vajinal atrofi adı verilen bu durum, cinsel ilişki sırasında ağrıya ya da kanamaya neden olur. Menopozda fiziksel değişimlerle birlikte, gerginlik, depresyon, cinsel isteksizlik gibi duygusal değişimler ve davranış bozuklukları da sık gözlenir. Menopozdaki kadının aile ve iş hayatı da bu durumlardan negatif etkilenir. Kemiklerde kalsiyum ve mineral kaybı oluşur, osteoporoza bağlı  eklem ve kemik ağrıları başlar. Menopoz sonrası eksik olan östrojen hormonunun verilmesiyle fiziksel ve ruhsal bozukluklarda önemli ölçüde azalma gözlenir. Bu tedavi bir uzman hekimin denetiminde yapılmalıdır.

Menopoz belirtilerinin ne kadar süreceği kişiden kişiye büyük değişiklik gösterir. Bazı kadınlarda ilk bir yıl içinde rahatlama gözlenirken, bazılarında bu durum 10 yılı da aşabilir. Ortalama 3-5 yılda ortadan kalkar. Menopozun en önemli istenmeyen sonuçlarından biri de östrojen eksikliğine bağlı olarak gelişen, osteoporoz olarak adlandırılan kemik mineral kaybıdır. Osteoporoz, sessiz seyreden bir hastalıktır. Menopozun erken dönemlerinde başlayan hastalık, kemik kaybının hızlanmasıyla belirginleşir. Osteoporoza karşı ne kadar erken  önlem alınırsa o kadar fayda görmek mümkündür. Kadınlarda yaşıtı erkeklere göre kemik yoğunluğunda azalma daha hızlı gelişir. Menopozda  önemli bulgulardan bir diğeri de kalp ve damar hastalıklarıdır. Kalp ve damar hastalıkları, menopoz sonrası kadınların ölüm oranlarında ilk sırada yer almaktadır. Menopoz öncesi östrojen, kandaki kolesterol düzeyini düşük tutarak, kadınları kalp hastalıklarına karşı korur.

Hormon Replasman Tedavisi ya da kısaca HRT, normalde vücutta üretilen fakat menopozla birlikte gittikçe azalan kadınlık hormonlarını yerine koyma tedavisidir. HRT tedavisi kişeye özel uygulanmalıdır. Tedavi öncesi jinekolojik muayene mutlak gereklidir. Muayene esnasında detaylı aile hikayesi alınmalı, rahim ağzı kanser araştırması (smear testi), mamografi, meme ultrasonu, kemik yoğunluğu ölçümü (osteodansidometri), tedaviye engel teşkil edebilecek sistemik hastalıklar ekarte edilmelidir. Tedavi kararı yine doktoru tavsiyelerine uyularak kadının kendi kararı olmalıdır. HRT tedavisinin fiziksel ve duygusal açıdan kadın yaşamına getirileri dikkate alınmalıdır. Yetmiş yaşın üzerindeki kadınların % 50'sinden fazlasının bir ya da bir kaç kemiğinin osteoporoz nedeniyle kırıldığı bilinen bir gerçektir. Özellikle osteoporoz riski taşıyan kadınların tedaviden fayda görmeleri mümkündür. Kemik yoğunluğu kaybının hızlı olduğu kadınlarda tedaviye erken başlanması önerilmektedir. HRT koruyucu bir tedavidir. Hastalığı kesin olarak ortadan kaldırmaz. Yani tedavi doktor kontrolü altında, uygun görüldüğü sürece uygulanmalıdır.
Histerektomi (rahim ve yumurtalıkların alınması) geçiren kadınlarda menopoz sorunları daha erken ortaya çıkabilir. Histerektomi geçiren kadınlarda sadece östrojen tedavisi uygulanır. Progesterona gerek yoktur. Rahmi olan kadınlarda ise tedaviye progesteron eklenmelidir. Tedaviye progesteron ilavesinin nedeni, östrojenin uzun süreli kullanımı halinde rahim kanseri riskinin arttığı gerçeğini ortadan kaldırmak amaçlıdır. HRT esnasında rahim kanseri riski tüm kadınların kaygısıdır. HRT alan kadınlarda meme kanseri riski halen tartışılsa da, düşük dozlarda kısa süreli HRT tedavisinin meme kanseri açısından daha güvenli olduğu düşünülmektedir.

HRT tedavisinin yegane amacı günlük yaşamı etkileyen, fiziksel ve ruhsal denge bozukluklarını gidererek yaşam kalitesini artırmaktır. Yapılan çalışmalarda bu semptomların giderilmesi için 4-5 yıllık bir tedavinin yeterli ve güvenli olduğu saptanmıştır. HRT'nin bireyselleştirilerek, kişiye uygun tedavi yöntemlerinin seçilmesi ve düşük doz ile tedaviye başlanması, düzenli kontrol altında yapıldığı sürece hasta yararına olacağı gerçeği unutulmamalıdır.