Mol Gebelik

Mol gebeliği, halk arasında bilinen adıyla "Üzüm Gebeliği", gestasyonel trofoblastik hastalıklar grubuna girer. Erken gebelik döneminde rastlanan,  sağlıklı bir gebelik gelişiminin olmadığı, çoğu zaman bir embriyonun gözlenmediği bir hastalıktır. Plasentanın anormal gelişimi sonrası rahim içinde üzüm tanesi şeklinde bol miktarda oluşumlarla karakterizedir.

Gestasyonel trofoblastik hastalıklar(GTH), komplet mol, parsiyel mol, geçici mol, invaziv mol ve koryokarsinom olarak karşımıza çıkarlar.

Mol gebeliğin iki türü vardır: Komplet ve parsiyel (inkomplet)

Komplet (tam) Mol: Gebelik sadece plasental dokulardan oluşmuştur. Bebeğe ait bulgular hiç yoktur. Bu durum, çekirdeksiz bir yumurtanın spermle döllenmesi sonucu oluşur. Yumurtanın çekirdeksiz olması nedeniyle bebek gelişimi olmaz ancak bebeğe ait eklerden plasenta gelişmeye devam eder. Plasentadan salgılanan beta-HCG hormonu nedeniyle hastada gebelik belirtileri bulunur. Tanı konduğunda, uteru bilinen gebelik haftasından daha büyüktür. Tanı genelde 8-16. Haftalarda konur. Mol gebeliğin daha sık gözlenen şeklidir. Hastaların 15-25'inde habis dönüşüm olabilir.

Parsiyel (kısmi) Mol: Triploid karyotip söz konusudur. Anormal plasental gelişimin yanı sıra bebeğe ait yapılar da mevcuttur. Normal bir yumurta hücresinin iki spermle döllenmesi söz konusudur. Her ne kadar bebek oluşmuş ise de genetik olarak fazla kromozomu olan bebeğin yaşama şansı yoktur. İçeri giren iki sperm (23+23= 46) ve yumurta hücresi (23) kromozomları birleşince ortaya genetik şifre bozukluğu olan 69 kromozomlu bir gebelik materyali çıkmıştır (Normal insanda 46 kromozom bulunur). Rahim gebelik haftası ile uyumlu hatta daha küçük olabilir. Tanı 10-20 haftalarda konabilir. Habis dönüşüm %5-10 kadardır.

Klinik Bulgular: Adet görememe, gebelik testinin pozitifliği ile başlayan gebelik belirtileri, sıklıkla abartılı bir şekildedir, yoğun bulantı kusma, erken dönemde yüksek tansiyon, böbrek yetmezliği görülebilir. Çünkü bu hastalıkta salgılanan beta-HCG miktarı, normalin çok üstündedir. Nadiren erken dönemde preeklampsi, hipertiroidi, aşırı tüylenme gibi, diğer hormonların salgılanmasının yol açtığı durumlar ortaya çıkar.

Rahim genellikle son adet tarihine göre daha büyük ve yumuşaktır. Rahim içinde çoğu kez embriyonel yapılar gözlenmez. Rahimden üzüm tanecikleri tarzında jelatinimsi dokular atılabilir. Her iki yumurtalıkta kist oluşumu saptanabilir. Tüm belirtiler, genellikle, parsiyel molde daha hafiftir ve daha geç dönemde bulgu verir.

Düşüğe benzer bulgular (karın ağrısı, kanama) sık gözlenen bulgular arasındadır.

Ultrasonda Tanı: Bebeğe ait bulguların yokluğu, karakteristik kar fırtınası veya sabun köpüğü görüntüsü tipiktir.

Risk Faktörleri:15 yaş altı ve 40 yaş üstü kadınlarda görülme sıklığı artar. Sosyoekonomik seviyesi düşük ve kötü beslenen kadınlarda daha sık görülür. Görülme oranı 1/1000 bildirilmektedir. Daha önceden mol gebelik geçirmiş olanlarda tekrar mol gebelik geçirme riski 10 kat kadar artar ve %1′ e yükselir. İki kez mol gebelik geçirmiş olanlarda risk %10′ a yükselir.

Tedavi: Tedavi öncesi, kan testleri yapılır, kan grubu belirlenir, diğer organlara yayılım araştırması yapılır. Tiroid fonksiyonlarına bakılır. Akciğer filmi çekilir.

Hastane şartlarında genel anestezi altında rahim ağzının genişletilmesini takiben rahim içerisinin vakum yöntemi boşaltılması temel tedavi yöntemidir. Rahimin yumuşaklığı nedenli işlem esnasında delinme riskinden dolayı çok dikkat gerektirir. Başka gebelik istemeyen kadında rahimin alınması da bir tedavi seçeneği olabilir.

Molar gebelik sonrası izlem:

Mol gebeliği, Gestasyonel Trofoblastik Neoplazi (GTN) olarak adlandırılan ciddi bir hastalığa dönüşebilir. GTN, vücudun başka yerlerine de atlayabilen (metastaz) veya rahim içerisinde tekrarlayabilen habis bir hastalıktır

Nüks riski nedeniyle sıkı takip gerektirir. Takip programında 1 yıl süreyle hasta gebe kalmamalıdır. Bu amaçla doğum kontrol hapları idealdir. Haftalık kan beta-HCG seviyeleri normale dönünceye kadar yapılır. (Üç ardışık haftalık takipte beta-HCG sıfır oluncaya dek haftalık takiplere devam edilmelidir). Akciğer röntgeni çekilir. Haftalık takiplerden sonra 6 ay süreyle aylık, daha sonrada 2 aylık beta-HCG takibi yapılır.

Bir yıl süreyle 3 ayda bir jinekolojik muayene, ultrason ve kan testleri ile hastalık nüks açısından değerlendirilir. Bir yılsonunda her şey normalse hastanın gebe kalmasına izin verilir.

Tüm vücut, çeşitli görüntüleme yöntemleri ile metastaz (yayılım) açısından değerlendirilir. Hastalığın yaygınlığına, şiddetine göre farklı kemoterapi yöntemleri ile tedaviye başlanır. Kemoterapiye iyi yanıt vermesi ile yüz güldürücü sonuçlar alınabilmektedir.

Sebat eden GTH'da tek tedavi ajanı kemoterapi, çocuk isteği yoksa rahim alınması en uygun tedavidir.