Myomlar ve Kısırlık

Myomlar kadınlarda en sık görülen iyi huylu  tümörler olup doğurganlık çağında adet düzensizliklerinin çoğunundan  sorumlu tutulurlar.  Miyomlar rahimin kas dokusundan gelişen iyi huylu urlardır. Leiyomiyoma da denir. Ortalama görülme sıklığı %20-25'dir. En yaygın 40-50 yaşlarda gözlenir. Geç yaşlarda oluşanlar menopoz sonrası büyümezler, hatta küçülmeye başlarlar. Bir veya birden fazla sayıda aynı anda gözlenebilirler. Rahimi iyi huylu tümörleri olarak sert yapıdadırlar. Yerleşim yerlerine göre gruplara ayrılırlar:

  • Subserozal yerleşimli myomlar, rahimin dış duvarında yerleşimlidir.
  • Saplı myomlar, rahim duvarı dışında rahime sadece kan bağı ile bağlıdırlar
  • İntramural myomlar, tümüyle  rahim duvarı içinde yerleşimlidirler, rahim boşluğuna uzanmazlar
  • Submukozal myomlar, rahim içi boşluğunda, endometrial tabaka içinde yerleşimlidirler
  • İntraservikal yerleşimliler (rahim ağzında veya rahim ağzından sarkanlar)

Bu türlerin infertil olgularda en önem taşıyanları, rahim içi tabakasında yer alanlar  ile  rahim içi tabakasına yakınlığı olanlardır Myomların oluşma nedenleri halen bilinmemektedir.  Boyutları 1cm.-30cm. arasında değişebilirler.

En Yaygın Belirtiler

Regl (adet) dönemlerinde uzun sürebilen yoğun kanamalar, buna bağlı kansızlık şikayetleri, bulunduğu yere ve boyuta göre bası şikayetleri ( kasık ağrıları, cinsellik sırasında ağrılar, ağrılı adet görme, idrar kesesine basıdan kaynaklanan idrar kaçırma veya sürekli idrara gitme isteği veya sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, rahim ağzına yakınlığından doğabilecek şiddetli ağrılar, kalın barsağa basıdan kaynaklanabilecek kabızlık sayılabilir. Tekrarlayan düşük ve erken doğum, myomların  kısırlık tedavisindeki en yaygın problemidir. Adet dışı kanamalarda

 

 

Tanı

Tanı genelde rutin jinekolojik muayeneler esnasında ,manuel muayene ve ultrason  ile koyulabilir. . Adet dışı kanamalarda kesin tanıyı histeroskopi ( rahim içine bakma) ile ve eşliğinde biopsi ile koymak esastır.

Tedavi

Pek çok kadının myomu olduğundan bile haberi yoktur. Myomların neden olduğu belirtiler ve gelecekte sebep olacakları değişiklikler de göz önüne alınarak tedavi belirlenmelidir. Her myomu ameliyat etmek gibi yaklaşımlar artık tek tedavi seçeneği olmayıp, bu konudaki karar hastaya özgü olup, hastanın şikayetlerine ve myomların konumuna, boyutuna  bağlı olarak , hasta ile birlikte karar alınmalıdır. Alınan karar her açıdan hasta yararına olmalıdır. Menopoza yakın olan , şikayeti olmayan hastalarda cerrahiye gerek duyulmamalıdır. Ancak menopoz öncesi dönemde hızlı büyümeleri durumunda olası sarkom ihtimali düşünülerek cerrahi uygulanabilir. Myomun ilaçla olan tedavisi sadece geçici olarak miyomu  küçültmek ve kanamayı azaltmak amacıyla yapılsa da ilaç bırakıldığı zaman myom tekrar eski boyutuna döner., Yoğun kanamaya, çevre organlarda basıya ve ağrıya yol açan, infertiliteye neden olabilecek, veya hızla büyüyen miyomlara cerrahi müdahale  uygulanmalıdır.

 

Myom ve Kısırlık

Myomlar seyrek te olsa kısırlığa yol açabilir. Myom boyut ve yerleşim yerine göre (rahimin iç tabakasına yakın myomlar (submuköz miyomlar) döllenen yumurtanın rahime tutunmasını engelleyebilir ve erken düşüklere yol açabilir. Bunun yanı sıra tüplere yakın yerleşmiş olan miyomlar spermin yumurtayı döllemesini ve döllenmiş yumurtanın rahime ulaşmasını engelleyebilir. Tubalara dıştan bası yapıp, tüplerin daralmasına yol açan subseröz miyomlar da kısırlığa neden olabilir. Tüplere bası yapmayan subseröz miyomlar ise kısırlığa yol açmaz. Döl yatağına komşu veya içinde yerleşimli myomlar da erken doğum, tekrarlayan düşüklere ve doğum sonrası ağır  kanamalara sebep olabilirler.